Adını Ayşe koydum

Bir süre önce bütün kötü günleri geride bıraktık. Ayşe’mize kavuştuk

Zor günlerimizi hep burada yazmaya çalıştım, bu iyi haberi yazmasam olmazdı

Annesi gibi güçlü, mücadeleci olsun (yok yok bu konuda mütevazı olamayacağım) , abisiyle birlikte elele verip hayatta bizden sonra da her türlü zorluğa dayanıklı olsun diye adını Ayşe koyduk. Daha doğrusu ben koydum. Gökhan “bu kadar yattın, sıkıntı çektin adını sen koy hadi” deyince hiç affetmedim:)

40′mız yeni çıktı.

Ayşe’miz gayet sağlıklı.. 32 haftalık doğdu ama hızla akranlarını yakalamaya çalışıyor.

Kime benziyor acaba diye düşünenleri de bekletmeyeyim; aynı babası! Japon bebek :)

Güzel haberlerimizle tekrar görüşmek üzere…

Posted in Genel | 11 Comments

huuu huuu

İyiyim ben hem de çok iyi..

Kızım da iyi, hop hop hop hoplayıp duruyor annesinin karnında. Bilmiyorum belki ikinci hamilelik olduğundan ben daha çok hissediyorum belki de abisinden daha yaramaz olacağından:)

 

Her şeye rağmen iyiyim. 22 haftamızda bende ve bebekte hala aksi giden ve bir sürü soru işaretli uzuuunnn bir listeye rağmen

Serklaj ameliyatımız sonrası 5 haftadır sadece yatıyorum, uzun bile oturmuyorum. Bu postu bile yattığım yerden akrobasi yaparak yazabiliyorum. Evde sıkı yönetim var. Sadece tuvalete gitmeme izin var. Benden yana en korktuğumuz enfeksiyon riski.

Kızımızla gebelik maceramızın devam edip etmeyeceğine 24.hafta kontrollerinde karar verilecek. Yani 6 aylıkken.. Şimdi yazamıyorum ama var hala bir şeyler..

Serklaja rağmen bebeğimiz 30.-32. haftalarda bekleniyor. Bunu da kabullendik.

Her şeye rağmen kalbimizi ferah tutmaya çalışıp, bol bol dua edip, kızımızı bekliyoruz.

Hem ben kendimi biliyorum. Hayatta neyi kolay elde ettim ki?

Özetle;

Bekliyoruz dört gözle…

Posted in Genel | 20 Comments

16.hafta kontrolü

İki hafta aradan sonra artık bizim için olağan olan doktor ziyaretlerimize tekrar başladık. Türbe ziyareti  gibi..

Bir kaç gün önce hem gebelik takibi, hem onkolojik kontroller hem de operasyon kararı için yine Dr. Kılıç Aydınlı ile biraraya geldik.

Şimdilik Salı günü genetik laboratuvarından gelecek noonan sendromu sonuçlarını ve Çarşamba günü Dr.Atıl Yüksel’in 18.hafta görüşlerini bekleyip (Atıl hoca bebeğin gelişimini 1 hafta önden gördüğü için takvime göre 17 haftalık olsa da 18 hafta olarak değerlendiriyor) operasyonu yaptıracağız.

Kılıç bey ile görüştüğümüzde ameliyathane rezervasyonu, anestezi muayenesi, kan tahlilleri, sigorta ön onayları işlemleri, … yaptırdık.

Özel sağlık sigortamız da sağolsun bütün masrafları ödemeyi kabul etti ama doğum teminatından düşerek!!!

Bu önemli bir detay ki, Türkiye’de pek çok özel sağlık sigortası şirketi amniyosentez, kordosentez, CVS gibi genetik tanı işlemlerini ve laboratuvar bedellerini doğum teminatından düşüyor. Bizde bir de ekstradan bu operasyon da yapılacağı için teminattan geriye çok komik bir şey kalıyor. Komik, gerçekten komik!    

Hatice’yi bırakıp neticeye gelecek olursak bir de operasyon sonrası 15 gün yerinden kalkmadan istirahat zorunluluğu da var. Eee ertesi hafta zaten bayram derken 20.haftaya gelmiş bulunacağız. O zaman da yatış var. Bu da demek oluyor ki belki de bu hafta sonu ayakta geçirdiğim son haftasonu ve önümüzdeki  5 iş günü de son 5 iş günüm olacak.

İç sıkan bunca şeyden sonra güzel gelen bir tek şey var ki; dün ilk defa kızımızın yüzünü gördük. Aynı babasına benzeyen, japon gibi çekik gözlü bir kız! 

Yine gözlerim doldu benim. Ama bu sefer sevinçten..

Posted in Genel | 5 Comments

bunun adı cesaret değil!

Hamile olduğumu öğrenen bazı tek çocukluların ilk tepkisi “aaa nasıl cesaret ettiniz? iyi cesaret valla!” oldu

Düşüncem ilk öğrendiğimde de aynıydı, şimdi de aynı

Bunun cesaretle falan alakası yok.

İnsanlar bir olaya tepki verirken öncelikle o kişinin içinde bulunduğu durumu ve şartları düşünmeli, öyle konuşmalı. ”Nerede bizim insanımızda o incelik?” işte o ayrı bir yazı konusu..

 

Evet, Kaan’dan sonra zinhar ikinci bir çocuk düşünmüyordum. Bu kararımda hem hamileliğim boyunca Gökhan’ın bacağının kırmış olması nedeniyle (5 ay içinde 3 ameliyat)zor günler geçirmiş olmam, hem doğumdan sonra yalnız kalmış olmam, sonrasında annelik-çalışan annelik süreçlerine geçişte başka çocukların annelerine göre kendimi daha zorlanmış hissetmem etkili olmuştu.

Ha bir de; 38 yıllık yaşantımda hiç bir zaman yolda gördüğüm bebekleri sevip,mıncırıp, iç geçirenlerden olmadım. Bekarken de “ahh evlensem de bir yavrulasam” hayallerim de hiç yoktu. Hatta çocuk ağlamasından fena şekilde rahatsız olurdum. Uçakta, restaurantta, deniz kenarında,..bebekli ailelerden köşe bucak nalet nalet kaçanlardan biri de bendim.

İşte yine bu aynı kişi olan ben, ne zaman yeni doğmuş bir bebek görse hüngür hüngür ağlardım. Özellikle yeni doğmuş bebek ziyaretlerinde, hastanelerde..O yavruların çaresizliğine, savunmasızlığına, annesine muhtaçlığına çok üzülürdüm. Hala da üzülürüm. Kendi evladım da olsa hala her yeni doğan bebek gördüğümde gözlerim dolar. Bu başka bir şey!

Ancak benim mevcut sağlık sorunlarım üstüne bu bebeğin geliyor olması bence cesaret değil, gelmek istedi ve geliyor (-inşallah)

Bu bebeğe bunca şeye rağmen “geleceğim” derken kıyamazdım. Kıyamazdık.

Diyorum ya herşey bir yana benim ve bebeklerimin sağlıkları yerinde olsa 3.yü de yapardım.

Artık bende, gelen her bebeğin bir önceki bebeğin sevgisini de katmerlediği hissi hakim olmaya başladı. Sanırım bütün bunlar ondan..

Sözün özü; cesaret falan değil!

Biz bu bebeği istiyoruz.

Posted in Genel | 4 Comments

deve hikayesi

Dişlerimi sıkar halde buluyorum çoğu zaman kendimi

Bana neyse?

Niye bu kadar sorumluluk bilinci?

Millete göre Aydın havasıysa bana ne oluyor di mi? Diyemiyorum işte!

Haksızlığa, geniş karınlı olmaya gelemiyorum işte!

Bazen, hatta bazen daha sık, “benim bu dünyada ne işim var?” diyorum.

Fabrikatör karısı gibi evde otursam, spora gitsem, arkadaşlarımla gün yapsam, onlarla evcilik oynasam, yaya yaya alışveriş merkezlerini dolaşsam, evimle oynasam, çocuklarımla evde “faaliyet” yapsam, cafe cafe dolaşsam, yaz gelse İstanbul’un bütün parklarında seksem,..  diyorum.

Sonra “deve hikayesi” duyuluyor hariçten

İşte o gecenin sabahında, bütün gece dişlerimi sıkmaktan çenemin ağrısıyla uyanıyorum:(

Kendimi yediğimle kalıyorum.

Aradan iki üç gün geçiyor.

“Aman beee” diyorum, “iyi ki çalışıyorum”

Dengesiz Anne Müdürü

Posted in Genel | 2 Comments

iş hayatının kuralları

Kuralları var işte..Efendi, akıllı uslu olmanın kuralları

Adamlar üşenmemiş yazmış hepsini tek tek..

Aslında sadece iş hayatında değil hayatımızın tamamında hepsini uygulayabilsek..

Keşke..

Hatta başta ben!  

Posted in Genel | Leave a comment

yürek çarpıntısına devam..

6 ay kadar daha..

Hep diyordum kromozom sonuçlarımız iyi çıksa da “Ohh yırttık işte” diyemeyeceğiz diye. Bir kaç ay daha yapısal gelişimler kontrol edilecek 6. aya kadar birşey “görülebilirse” gebelik sonlanacak yoksa devam ama yine de geçmiyor işte o yürek çarpıntısı

Bugün nihayet kültür sonuçlarımız da çıktı. Hala aklımdaki bir sürü soru işareti ile

Normalde kültür çalışması tamamlandığında sonuçlar %99,9 doğruluk payı ile çıkarmış. Bizden alınan doku örneklerinde pek çok sebepden dolayı hücrelerin bir kısmı çok ağır üremiş veya ürememiş. Bu da zaman zaman bazı vakalarda olabilirmiş. 300′de bir veya 400′de bir!!! Bizde de aynı şey yaşandı. 16.günün sonunda testlerde daha fazla ilerlenemeyeceğine karar verildi. Şu anda aldığımız sonuçların doğruluk payı %99,6-7 civarlarında.

Ne diyeyim ki? Ne diyebilirim ki?

Yavruyu sağlıkla kucağımıza alıp, ömrü hayatı boyunca birşey çıkmadan sağlıkla yaşaması için dua etmekten başka diyecek bir şey yok.

 

 

 

Kromozom hastalıkları (aslında her türlü hastalıkta) öyle bir şey ki insan yaşadıkça, duydukça öğreniyor her şeyi. Başına gelmeden de bilemeyebiliyor. Örneğin 10 yaşına gelene kadar hiçbir şey olmadan sağlıkla yaşayan yavruda, sonradan bazı şeyler gerilemeye veya ters giden bir şeyler o zaman kendini göstermeye başlayabiliyormuş.  Kim kendi evladına böyle şeyleri kondurabilir ki? Hiç kimse!

Gerçekten Allah kimseye böyle üzüntüler yaşatmasın. Hep derler ya “beterin de beteri var” diye. Mesela bugün Hürriyet’te Ayşe Arman’ın şu yazısındaki anneyi okuyunca yine çok kötü oldum. Bütün gün bu saat oldu hala aklımda Oğulcan ve annesi..

Biz ise 2012 Mart ayını beklemeyi umuyoruz

Posted in Genel | 2 Comments

sözde hepsini öğrenmiştim

Bu sabah “anneee gitneeee” diye ağlayarak uğurladı beni.. uğurlamadı hatta ben kaçtım, o bir yandan gözleri yaşlı yaşlı ağlarken

Ayakkabılarımı gerisin geriye kaldırıp dolaba da koydu “buraya koooyy” diyerek

 

O anda unuttum işte işe giderken anneler de deyip de gitmeliydi?

Hani bir cümleler vardı söylenmesi gereken kandırmadan söylenecek?

O kadar da okumuştum kitaplardan, aklıma yazmıştım sözde, o anda hiç birini hatırlayamadım işte

Dün gece bir vakit otoparka inip gerisin geri eve gelip, niye eve girdik diye saatlerce ağladığından mı, ağlaya ağlaya uyuduğundan mıdır acaba diyorum şimdi? 

Sözde Anne

Posted in Genel | 4 Comments

“Malum” konu hakkında konuşmadıkça, doktor ziyareti yapmadıkça kendi kendine geçip gidiyor günler bilinmeze doğru

 

Bildiğim, gördüğüm bir şeyler var ki;

Son iki haftadır kafamda, vücudumda artan sedeflerim artık iyice kendini hissettirmeye başladı gerilmeleriyle. Mesela şu son günlerde boynumda bir minik pıtırcık sedefin daha çıktığını da görmüş oldum. 34 senedir ilk defa!

Saçlarımda artan beyazlar da boyaya-kınaya rağmen iyice “ben burdayım” demeye başladı. “bir gecede saçı beyazladı” derlerdi bazıları için. böyle oluyormuş demek ki

Ama bilmiyorum artık bu durumu da kanıksamaya mı başladım? Uykularım yine bölünüyor ama saatlerce karanlığa camgöz gibi bakmıyorum, tekrar uykuya dalabiliyorum.

Karnımın sağ tarafında küçük kızımızı sanki çok az da olsa ufak ufak hissediyorum, özellikle de akşamları uzanıp kendimi dinlerken.. Kaan’ın varlığını ilk defa 19.haftada keşfetmiştim. İçime sanki bebekle ilgili hep iyi haberler alacakmışız da bendeki sorun yüzünden bir şey oluverecekmiş gibi geliyor

Bir yandan da çalışmaya devam ediyorum elbette..Artık _belki_son haftalar derken, iş devirleri, takipler bir yana faturaları, hala imzalanmamış sözleşmeleri toparlamaya çalışıyorum. Bütçe dönemi de geldi zaten. İyi ki çalışıyorum diyorum yine çoğu zaman yoksa beklemekle gerçekten ne günler ne geceler geçmeyecekti…

Bir gelişme var hayatımızda hala çıkmayan kültür sonuçlarımızla ilgili; hücrelerdeki çoğalma çok ağır ilerliyormuş, çok nadir de olsa görülürmüş böyle vakalar. Tabii “nerede nadir vakalar, ayşegül yakalar”

Bekliyoruz ..hala!

Posted in Genel | Leave a comment

aslında…

12 Eylül’den bu yana gündemimiz değişse de hayatımızda hamileliğimi ilk öğrendiğimiz zamandan hatta 1-1,5 ay öncesinden de güzellikler oluyordu. Pek çoğu Kaan’a dair olan…

Kaan’ın 2 yaşını geçtikten kısa bir süre sonra artık lüle lüle olmaya başlayan ve yıkanınca omuzlarına gelen saçlarını kestirdik. Hatta bugüne değin bakınca ilk kesilmesinden sonra bir defa daha traş olmuş.

Ne zamanki bebek haberini aldık. O tarihten itibaren ayaktayken kucağa almayı ve ayakta sallamayı da bıraktık.

Bu ay başında da emziği bıraktık.

Tuvalet eğitimine hala geçemedik, bir kaç kere denedik ama baktık tık yok. Hiç ısrar etmedik. Hazır olduğunda zaten söyleyecektir.

2 yaşını doldurduktan sonra her gün 2′şer saat oyun grubuna gitmeye başladı. Hayatından çok memnun. Emine öğretmenini çok seviyor. Öğretmeni de onu..

Gerileyen bir tek şeyimiz oldu o da uyuma düzenimiz. Geceleri hala pek çok kez uyanıp, beni kaldıran Kaan’ın yatağını bizim odamıza taşıdık. Yan yana iki yatakta koğuş gibi sıralanıp 3′ümüz birlikte yatıyoruz artık. Aramızda değil. Kendi yatağında. Yataklar bitişik. Bebek de gelince bir de onun beşiğiyle 4′leyeceğiz sanırım…

İyi-kötü tüm bunlar yaşanırken yine tam gaz çalışmaya devam ediyorum. Ve hatta yine “iyi ki çalışıyorum” dedim. Yoksa kafayı üşütebilirdim evde düşünmekten. İnsan çalışırken aklını dağıtmaya çalışıyor bir şeylerle hiç değilse.

Geçenlerde 12 Eylül sabahında doktordan kötü haberi aldığımızda annemden önce Genel Müdürümü arayıp, işe gelemeyeceğimi haber verdiğimi hatırladım. O anı hiç unutamayacağım ömrüm boyunca sanırım. Doktorun odasından çıkıp hastane girişine kadar zor yürümüştüm. Ayakta nasıl durduğuma şaşırıyorum şimdi. Benim o halimi gören bir kadıncağız koluma girmiş, beni aşağıya o indirmişti. O haldeyken bile iş yerimi arayıp haber vermişim ya, şaşıyorum şimdi kendime..

Her geçen gün umudumuz biraz daha artıyor. Beklemeye devam…

Posted in Genel | 5 Comments